DAHİLDE İŞLEMEDE FAZLADAN İHRACAT İYİ MİDİR?

Sezai KAYA, Gümrük Müşaviri, Gümrük ve Ticaret Eski Müfettişi

Dahilde işleme, ihraç edilecek ürünün üretiminde kullanılacak hammaddenin, vergilerinin teminata bağlanması/geri ödenmek üzere tahsil edilmesi suretiyle geçici olarak ithal edildiği bir rejimdir.

Rejimin ruhunda, ithal edilen hammaddeden elde edilen mamulun ihraç edilmesi söz konusudur. Bu esnada, fireler hesaplama dışında bırakılmakta, ikincil işlem görmüş ürünlerin (yan ürünler) gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması beklenmektedir.

Rejimin ruhu böyle olmakla beraber, ürün yelpazesinde yer alan her bir ürünün farklı farklı işlemlerden geçtiği işletmelerde sarfiyat oranlarını tam ve kesin bir şekilde tespit etmenin mümkün olmadığı, siparişe göre üretim yapılması nedeniyle projelendirme esnasında hangi üründen ne kadar ihraç edileceğinin bilinmediği durumlarda fazladan ihracat yapmak güvenli tarafta kalmak adına bir çözüm olarak değerlendirilebilmektedir.

Bu durumda “fazladan ihracat yapmak iyi midir?” sorusu cevaplanması gereken bir muamma olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu sorunun yanıtlarını maddeler halinde aşağıdaki şekilde ele almak uygun olacaktır.

1) Fazladan ihracat, ihraç edilen eşyanın geri geldiği veya ihracat beyannamesinin çeşitli nedenlerle (satır kodu hatası, belge numarası hatası gibi) taahhüde sayılmadığı durumlarda müeyyide ile karşılaşılmasının önüne geçebilecektir.

2016/12 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliği’nin 42. maddesine göre,  ihraç edilen işlem görmüş ürünün belge/izin kapandıktan sonra, herhangi bir sebeple geri gelmesi ve söz konusu ürünün yeniden ihraç edilmeyecek olması halinde bahse konu ürünün üretiminde kullanılan hammaddenin vergilerinin alınması sağlanmakta ve ilgili ihracat beyannamesi taahhüt kapatmasında dikkate alınmamaktadır. Bu durumda diğer ihracat beyannameleri taahhüdü kapatmaya yeterli ise müeyyide uygulanmaksızın kapatma işlemi tekemmül ettirilmektedir.

2) Fazladan ihracat belge alımı sırasında projede sunulan sarfiyat oranlarının doğruluğundan şüphelenilmesine neden olabilecektir. Projelerin hammaddeden mamule doğru bir mantıkla henüz gerçekleşmemiş değerler üzerinden hesaplandığı, denetimlerin de mamulden hammaddeye doğru gerçekleşmiş değerler üzerinden yapıldığı gerçeği karşısında, ihracat miktarından hareketle genel bir sarfiyat oranına ulaşılması ve buradan elde edilen oranın tüm ihracat beyannamelerine teşmil edilmesi söz konusu olabilecek ve bazı ihracat beyannamelerinde uyumsuzluk arz eden durumlarla karşılaşılabilecektir. Keza, ihracattan hareketle elde edilen sarfiyat oranı uygulandığında, fazladan ithalatın yapıldığı şeklinde bir tenkit ile karşılaşılması da bahis konusu olabilecektir.

3) Fazladan ihracat, ithal edilen hammaddenin değiştirildiği yönünde bir şüpheye neden olabilecektir. Özellikle tekstil sektöründe ikinci ölçü birimi olan ağırlık taahhüdünün sağlanabilmesi için fazladan metrekare ihraç edilmesi, ithal edilen hammaddenin metrekare ağırlığı ile ihraç edilen ürünün metrekare ağırlığının uyumsuzluk arz etmesi sonucunu doğurabilecektir. Örneğin, fire ve ikincil işlem görmüş ürünlerin olmadığı varsayıldığında ithalatta 1000 metrekare kumaş 180 kg gelirken, ihracatta 1200 metrekare kumaşın 180 kg gelmesi gibi. Örnek durumda görüldüğü üzere, mezkur uyumsuzluk ithal edilen kumaşın ihraç edilmediği şüphesini doğurabilecektir.

Sonuç olarak, doğru proje hazırlanmasının, kapasite raporlarının güncel tutulmasının, üretilen her bir ürün bazında sarfiyat oranlarının tam olarak bilinmesinin, faturada yer alan her bir ürün için ihracat beyannamelerinde yeni bir kalem açılmasının, ağırlıkların beyanname kalemlerine doğru yazılmasının (otomatik dağıtılmamasının) bahse konu sorunların çözümü yolunda önemli bir adım olacağı değerlendirilmektedir.

Tavsiye : Fazladan ihracata konu olan mamulün üretildiği hammadde eşdeğer eşya olarak kabul edilebilecek niteliklere haiz olmalıdır.