PROKRUSTES YATAĞI ve İLAVE GÜMRÜK VERGİSİ

Sezai KAYA, Gümrük Müşaviri, Gümrük ve Ticaret Eski Müfettişi
18.10.2019

Atik Yarımadası’nda Eleuis ile Atina arasında bulunan yol üzerinde yaşayan Prokrustes, yoldan geçen yolcuları evine davet eder, ağırlarmış. Belirli bir süre yolcuları ağırladıktan ve onlarla sohbet ettikten sonra çok rahat olduğunu iddia ettiği yatağını göstererek onları demirden yapılmış yatağına yatmaya ikna edermiş. Yolcuları yatağa yatırdıktan sonra canileşen Prokrustes yolcuların boyu yatağa uzun gelirse ayaklarının dışarı taşan kısmını kesermiş. Yatağa göre boyu kısa olan misafirin de boyunu yatağa bağladığı mengene ile gererek uzatırmış. (Metin Akgün)

Nassim Nicholas Taleb’e göre insan karşılaştığı olayları anlamak, bir konuyu çözmek için zihnindeki mevcut kalıpları kullanır. İnsan bu kalıplar vasıtasıyla Prokrustes’in kurbanlarını yatağın boyuna göre uzatıp kısalttığı gibi olayları eğer, büker, uzatıp kısaltır. (Temel Aksoy)

İnsan gün içerisinde yaşadığı olayları, karşılaştığı durumları beyninde bulunan kalıplara oturtarak yorumlar ve bu sayede karmaşık konuları basite indirgeyerek sadeleştirir. Dağların üçgene benzetilmesi, gelir dağılımının çan eğrisiyle açıklanması bu durumlara örnek olarak verilebilir. (Temel Aksoy) Bu yüzden, Avrupa şehirlerinde yönünüzü kolay bulurken İstanbul sokaklarında navigasyonla bile kaybolursunuz. Çünkü insan beyni, belirli bir düzen ve sistematiği arar ve aradığını bulduğunda kolay öğrenir. Keza, bir konuyu çalışırken kolay öğrenme için beyin haritası (mind mapping) çıkartılması bu yüzden tavsiye edilir.   

Yukarıda bahsedilen kalıpları mesleki yaşamımızda da kullanırız. Gümrük işlemleri ile ilgili karşılaştığımız olayları mevzuat kalıplarına koyar, yorumlar ve uygulamaya yön veririz. Bu bağlamda gümrük mevzuatının da belirli bir iskeleti ve kalıpları vardır. Ancak son dönemlerde yürürlüğe konulan bilhassa da menşe esaslı İGV, EMY ve ADV gibi vergilere ait düzenlemelerin gümrük mevzuatının genel sistematiği ile uyumlu olmadığı, bu tip vergilere ait düzenlemelerin menşe mevzuatının temel kurallarına dikkat edilmeden tedvin edildiği anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda aşağıdaki soruları sormak isterim.

1) A.TR eşliğinde gelmeyen ama AB menşeli olduğu menşe ispat belgesi ile ispat edilen eşyadan İGV alınacak mı?

2) Menşe şahadetnamesi ile birlikte sunulan A.TR dolaşım belgesinin sonradan kontrole gönderildiği ve sonucun olumsuz geldiği durumlarda İGV tahsil edilecek mi?

Bu sorulara cevap vermeden önce, tüm İGV kararlarında yer alan aşağıdaki cümleyi her okuduğumda anlama güçlüğü yaşadığımı ifade etmek isterim

MADDE 3 - (1) Ekli tabloda yer alan ve A.TR dolaşım belgesi eşliğinde ithal edilen Avrupa Birliği ve Türk menşeli olmayan eşyadan "Diğer Ülkeler" sütununda belirtilen oran üzerinden ilave gümrük vergisi alınır. Ancak, Türkiye'nin taraf olduğu serbest ticaret anlaşmaları çerçevesinde bir çapraz menşe kümülasyon sistemine dahil ülkeler menşeli eşyadan tercihli menşeinin tevsiki halinde ilave gümrük vergisi alınmaz.

Yukarıdaki anlaşılması güç cümleden A.TR eşliğinde gelen AB menşeli eşyadan İGV alınmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Ancak, İGV menşe esaslı da bir vergi olduğundan Gümrük Yönetmeliği’nin 38. maddesi hükmünce menşe şahadetnamesi de ibraz edilmek zorundadır.

Bu durumda, menşe şahadetnamesi sunulmasına karşılık A.TR eşliğinde gelmeyen veya A.TR dolaşım belgesinin sonradan kontrolü olumsuz sonuçlanan eşyadan İGV alınması gerektiği düşüncesi ileri sürülebilir. Ancak, buna karşı tez olarak da, menşe şahadetnamesi ile AB menşeli olduğu tevsik edilen eşyanın İGV kararlarına ekli tabloların hangi sütununa göre vergilendirileceğinin belirsiz olduğu ileri sürülebilir.

Görüşüm vergilemede belirlilik ilkesi uyarınca İGV alınmaması gerektiği yönünde ama Prokrustes’in yatağı teoreminde olduğu gibi konu zihnimdeki kalıpların hiç birisine tam olarak oturmuyor.

Sahi sizce ne olmalı?