SOMALİLİ KORSANLAR VE GÜMRÜK KIYMETİ

Sezai Kaya, Gümrük Müşaviri, Gümrük ve Ticaret Eski Müfettişi
 15.09.2020

Gümrük Dünyası Dergisi, 66. Sayıda (2010/3) Neşredilmiştir. 

1-Giriş

Somalili korsanların Aden Körfezi’nden geçen gemilere saldırıda bulunarak gemiyi yağmaladığı veya gemiyi kaçırarak karşılığında fidye istediği yönünde haberler sıklıkla yayınlanmaktadır. Korsanlık faaliyetleri ağırlıklı olarak Aden Körfezi’nde görülmekle birlikte bu tür faaliyetlere Kızıldeniz, Doğu Afrika kıyıları (Tanzanya, Kenya, Somali), Nijerya (Lagos ve River Delta), Malaca Boğazı, Singapur geçişi, Endonezya, Filipinler-Çin Denizi, Brezilya ve Peru gibi bölgelerde de rastlanmaktadır[1].

Korsanlık faaliyetleri ticaret yollarının değişmesine ve sigorta giderlerinin artmasına neden olarak maliyetleri arttırmaktadır.

Bu noktada; korsanlık faaliyetleri nedeniyle navlun ve sigorta giderleri artan ithalatçıların korsanlık ücreti gibi adlar altında sigorta ve taşıma şirketlerine ödedikleri ücretlerin gümrük kıymeti karşısındaki durumu yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

2-Maliyet Artışı

Korsan saldırılarının yoğun olduğu bölgelere yolculuk yapan ve muhtemel tehlikeden kendilerini korumayı hedefleyen donatanlar, kiracılar ve işletmeciler, sigorta şirketlerinden "K&R", "Kidnap and Ransom Policy" şeklinde kuvertür almak durumunda kalmaktadırlar[2].

Bu nedenle maliyeti artan nakliye şirketleri navlun ücretlerine zam yapmakta ya da corsair fee/piracy cost/piracy charge/korsanlık ücreti gibi adlar altında ayrı bir kalem olarak tahsilât yapmaktadırlar.

Diğer yandan ithalatçılar, ithal ettikleri malları korsanlık faaliyetlerine karşı da sigortalattırmak zorunda kalmaktadırlar. Bu durum sigorta şirketlerine ödenen primlerin de artmasına neden olmaktadır.

3-Eşyanın Gümrük Kıymeti

Eşyanın gümrük kıymeti, gümrük tarifesinin ve eşya ticaretine ilişkin belirli konularda getirilen tarife dışı düzenlemelerin uygulanması amacıyla, 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun gümrük kıymeti ile ilgili bölümde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenen kıymet olup, bu kıymet; ithale konu eşya üzerinden advalorem sisteme göre gümrük vergisinin hesaplanmasına esas teşkil edecek değerdir.

4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 25. maddesine göre, ulusal ve uluslararası düzenlemeler çerçevesinde bu değer, gümrük tarifesinin ve eşya ticaretine ilişkin belirli konularda getirilen tarife dışı düzenlemelerin uygulanması amacıyla; satış bedeli, aynı eşyanın satış bedeli, benzer eşyanın satış bedeli, indirgenmiş kıymet yöntemi ile hesaplanmış kıymet yöntemlerinin sırasıyla uygulanması yoluyla tayin ve tespit olunmaktadır. Sadece indirgenmiş kıymet yöntemi ile hesaplanmış kıymet yönteminin sırası değiştirilebilmektedir. Sayılan yöntemlerle belirlenemeyen ithale konu eşyanın gümrük kıymeti “Son Yöntem”e göre belirlenmektedir.

Satış bedeli, Türkiye'ye ihraç amacı ile yapılan satışta, fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır. Fiilen ödenen veya ödenecek fiyata, GATT’ın 7. Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşmanın 8. maddesinde  (aynı hükümlerin yer aldığı Gümrük Kanunu’nun 27. maddesinde) sayılan unsurlar ilave edilmekte, Ek-1 Yorum Notlarında (aynı hükümlerin yer aldığı Gümrük Kanunu’nun 28. maddesinde) sayılan unsurlar, ithale konu eşyanın fiilen ödenen veya ödenecek fiyatından ayırt edilebilmeleri koşuluyla ilave edilmemektedir.

4-İthalatta KDV Matrahı

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun “İthalatta Matrah” başlıklı 21. maddesine göre, ithalatta KDV matrahı;

İthal edilen malın gümrük vergisi tarhına esas olan kıymetine, (gümrük vergisinin kıymet esasına göre alınmaması veya malın gümrük vergisinden muaf olması halinde sigorta ve navlun bedelleri dahil (CIF) değerine, bunun belli olmadığı hallerde malın gümrükçe tespit edilecek değerine)

1-İthalat sırasında ödenen her türlü vergi, resim, harç ve payların,

2-Gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar yapılan diğer giderler ve ödemelerden vergilendirilmeyenler ile mal bedeli üzerinden hesaplanan fiyat farkı, kur farkı gibi ödemelerin,

Eklenmesi suretiyle bulunacak büyüklüktür.

Kanun koyucu “c” fıkrasında bulunan “diğer giderler” ve “gibi” ifadeleriyle herhangi bir sınırlama yapmayarak ithal edilen mal için yurtiçinde veya yurtdışında yapılan vergilendirilmemiş tüm giderlerin en sonunda, ithalat anında vergilendirilmesini öngörmüş, iç piyasada üretilen malın maliyeti içerisine giren tüm ödemelerden KDV alınmasında olduğu gibi ithal edilen malın maliyetine giren tüm ödemelerin de vergilendirilmesini amaçlamıştır. Böylelikle ithalat ile iç piyasa arasında eşitliği ve tarafsızlığı sağlamıştır. İthal edilen mal için yapılan tüm giderlerin ithalat anına kadar vergilendirilmeyişinin nedeni, eşyanın ithal edilmeyerek serbest dolaşıma giriş rejimi dışında mahrece iadesi, transit rejimi, gümrük antrepo rejimi gibi diğer rejimlere tabi tutulabilme imkanı sağlanmasından kaynaklanmaktadır.

Bu itibarla, anlatılagelen düzenlemeler; gümrük kıymetinin ve KDV matrahının aşağıdaki diyagramda yer aldığı gibi birbiri içine geçmiş daireler şeklinde olduğunu göstermektedir

Şekil:1 Gümrük Kıymeti ve KDV Matrahı

 

 

Yukarıdaki diyagram incelendiğinde;

1) Dairelerden en içte olanının serbest dolaşıma giriş beyannamesi üzerinde beyan edilen CIF bedel (gümrük kıymeti) olduğu, bu dairenin aynı zamanda 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun  21/a maddesine de isabet ettiği,

2) İkinci dairenin CIF bedele 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 21/b maddesi uyarınca yapılan eklemeler (ithal edilen eşya için ödenen vergi, resim, harç, fon) olduğu,

3) Üçüncü dairenin ise ithal edilen eşya için limanlarda, gümrüklü sahalarda, serbest bölgelerde vs. yerlerde beyannamenin tescil tarihine kadar yapılmış giderler (Yurtiçi giderler: antrepo, tahmil, tahliye, depolama, tartı vs; Yurtdışı: yurtdışı liman giderleri, ex works teslimlerde ödenen ihracat vergileri vs) ile mal bedeli üzerinden hesaplanan fiyat farkı, kur farkı gibi ödemeler olduğu, 

Tüm bu eklemeler yapılarak ulaşılan en dış dairenin ithalatta KDV matrahı olduğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü gibi, ithal edilen eşya için serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihine kadar yapılan tüm giderler mal bedeli üzerine yapışarak kartopu misali büyümek suretiyle ithalatta alınan KDV’nin matrahını oluşturmaktadır.

5-Nakliye ve Sigorta Giderlerinin Gümrük Kıymeti Karşısındaki Durumu

İthal eşyasının fiilen ödenen veya ödenecek fiyatına ilave edilecek unsurların sayıldığı 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 27/e maddesi aşağıdaki şekildedir.

“e) 28 inci maddenin (a) bendi hükmü saklı kalmak üzere, ithal eşyası için Türkiye’deki giriş liman veya yerine kadar yapılan nakliye ve sigorta giderleri ile eşyanın giriş liman veya yerine kadar nakliyesi ile ilgili olarak yapılan yükleme ve elleçleme giderleri”

Bu hüküm uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesi ile Türkiye'nin anlaşmalarla dahil olduğu gümrük birliği gümrük bölgelerine giriş yerine varışından sonra yapılanlar hariç ithal eşyası için Türkiye’deki giriş liman veya yerine kadar yapılan nakliye ve sigorta giderleri ile eşyanın giriş liman veya yerine kadar nakliyesi ile ilgili olarak yapılan yükleme ve elleçleme giderlerigümrük kıymetine girmektedir.

Aynı şekilde taşıma ve sigorta şirketleri tarafından kanal geçiş ücreti (Süveyş Kanalı geçiş ücreti gibi), savaş riski (Herhangi bir savaş durumunda mallarda olabilecek kayıpların sigortalanmasıdır), sıkışıklık primi (Limanların doluluklarının yüksek olduğu dönemlerde taşıma şirketlerince tahsil edilir), yüksek sezon maliyeti (Bir sektörün en faal olduğu zaman veya mevsimde alınan ilave bedel),  ağır tonaj farkı (havaleli eşyalar için alınan ilave bedel) gibi adlar altında tahsil edilen paralar da sigorta ve navlun gideri olarak değerlendirilmeli ve gümrük kıymetine dahil edilmelidir.

6-Sonuç

4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 27/e maddesi uyarınca ithal eşyası için Türkiye’deki giriş liman veya yerine kadar yapılan nakliye ve sigorta giderlerinin gümrük kıymetine dahil edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Bu bağlamda, korsanlık faaliyetleri nedeniyle gerek sigorta gerekse de nakliye şirketlerince tahsil edilen paralar nakliye ve sigorta giderleri olarak değerlendirilmeli ve gümrük kıymetine dahil edilmelidir.

Hasılı; ithalatçıların nakliye ve sigortalama maliyetlerinin artmasına neden olan korsanların, ithalat dolayısıyla ödenen verginin de yükselmesine neden oldukları anlaşılmaktadır.

[1] Kidnap & Ransom Insurance (KAÇIRMA ve FİDYE Sigortası), www.omnicsl.com/tr, (Erişim Tarihi: 23.05.2010)

[2] ÖNDEŞ, Osman, Korsanlığa karşı müşterek avarya daha adil bir çözüm, 07.08.2009, www.referansgazetesi.com, (Erişim Tarihi:23.05.2010)